Helis Yatırım'dan Kartal'a İkinci Ofis Projesi Helis Yatırım'dan ...
Helis Yatırım, Kartal’da ikinci ofis projesine başlıyor. Met...
İsviçreli Jansen Cam Yangın Kapısı Türkiye'de İsviçreli Jansen C...
Yangın dayanımının ve estetik şeffaf bir görünümün istendiği...
Zorlu Center, Çağdaş Sanat ve Mimariyi “Beklenmedik Karşılaşmalar”da buluşturuyor Zorlu Center, Çağd...
Zorlu Gayrimenkul’ün, İstanbul’a “değer” katmak hedefiyle ge...
Nev İstanbul’un, yüzde 80’i tamamlandı, yaşam için geri sayım başladı Nev İstanbul’un, y...
Çekmeköy’ün yıldızlarından Nev İstanbul projesinin yüzde 80’...

Depremzedelere kalıcı konut olarak “çelik ev” önerisi

2011-11-22

Van’daki depremzedeler için Vefa Group’un hafif çelik yapı markası Steelife tarafından üretilen çelik evler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da beğenildi. Steelife’ın Genel Müdürü Mimar Bülent Aydın, Van’da kalıcı olarak yapılması önerilen çelik evlerin örneğini iki günde kurduklarını söyledi. “Örnek konut, 100 metrekare 3+1 olarak, dört çocuklu bir ailenin yaşayabileceği şekilde tasarlandı” diyen Aydın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın örnek konutu incelediğini ve çok beğendiğini kaydetti.

Van’daki depremzedeler için kalıcı konut olarak hafif çelik konstrüksiyondan inşa edilen konutlar öneriliyor. TOKİ’nin kalıcı konut alternatiflerinden biri olarak incelediği ve özellikle Van’ın köylerinde inşa edilmek üzere projelendirilen çelik evler, hızlı ve pratik olarak kurulabiliyor. Depremzedeler için önerilen çelik evlerin bir örneğini geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da gezdi.

Türkiye’de ilk hafif çelik sistem binayı kuran Steelife’ın Genel Müdürü Mimar Bülent Aydın, Van’da kalıcı olarak yapılması önerilen çelik evlerin örneğini sadece iki günde kurduklarını söyledi. “Örnek konut, 100 metrekare 3+1 olarak, dört çocuklu bir ailenin yaşayabileceği şekilde kuruldu” diyen Aydın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın örnek konutu incelediğini ve çok beğendiğini kaydetti. Aydın, “Kalıcı olarak önerilen çelik evlerin, sağladığı avantajlar sayesinde Van için ideal bir alternatif olacağını düşünüyoruz” dedi.

Denetimsizlik sorunu yok

Çelik yapıların üretiminin önemli bir bölümünün fabrikada tamamlandığına işaret eden Bülent Aydın, “Fabrikada teknik uzmanların gözetiminde, mühendisliğin öne çıktığı ve bu sistemin yaygın olarak kullanıldığı gelişmiş ülkelerden Türkiye’ye getirilerek yerel standartlara uyarlanan, tamamen bu sistem için özel olarak tasarlanmış otomatik makinelerde yapılan üretimler sayesinde hatalar neredeyse sıfırlanıyor. Dolayısıyla bugün klasik sistemlerle inşa edilen yapılarda karşımıza sorun olarak çıkan standart yoksunluğu, denetimsizlik problemi de ortadan kalkıyor. Binanın şantiyedeki üretim sürecine sadece montaj ile devam ediliyor. Montaj süreci ise fabrikadan giden parçaların birleştirilmesinden ibaret oluyor. Ve şantiyede herhangi bir kişinin inisiyatif kullanma imkanı ortadan kalkıyor. Böylece bir yapının üretim serüveni, belirsizliklerle dolu bir macera olmaktan çıkıyor” diye konuştu.

Hızlı ve kolay kurulabiliyor

Çelik yapıların yüksek üretim ve kurulum hızı sayesinde özellikle afetler sonrasında afet bölgesinin yeniden yaşama dönmesine büyük katkı sunabildiğini belirten Bülent Aydın, fabrikadaki üretim hatlarında yapılan üretimin ardından şantiyeye sevk edilen binanın tamamen vida ve cıvata bağlantıları ile hızla kurulabildiğini kaydetti. Aydın, sözlerine şöyle devam etti: “Burada 100 metrekarelik bir evin sadece 2 gün içinde ‘anahtar teslim’ olarak tamamlanabilmesinden bahsediyoruz. Ve bu süreç iklim koşullarından bağımsız olarak yürütülebiliyor. Ağır kış koşullarında ya da yazın ortasında iklimden bağımsız olarak kurulumlar gerçekleştirilebiliyor. Hafif çelik yapı sisteminin teknolojik altyapısı ve yüksek standartları ile üretilen binalar kurulduğu günkü sağlamlığını ömrü boyunca aynı değerde sürdürüyor. Yani mukavemetini kaybetmiyor. Böylece biz de çelik sistem ile üretilmiş binalarda yaşayan insanlarımıza tıpkı Japonya’da olduğu gibi deprem anında evlerinden çıkmamalarını öğütleyebiliyoruz. Çünkü evler o zaman çok daha güvenli hale geliyor. Biz hafif çelik yapı sistemi üzerinde 1999 yılından bu yana çalışıyoruz. Dünya çapında yürüttüğümüz araştırmalar sonucunda geliştirdiğimiz Türkiye’nin ilk hafif çelik yapı sistemli binasını 2000 yılındaki Yapı Fuarı’nda kurduk. Böylece Türkiye’de bu alanda bir yarışın da startını vermiş olduk. Bu süreç içinde Türkiye’de hafif çelik yapı sistemi ile proje üreten mimar ve mühendislerin yetişmesini sağladık. Bugün sektörümüz artık tüm bileşenleri ile çok yüksek kapasitelere ulaşan, yurtiçinde ve dünya çapında büyük projelere imza atan bir sektör haline geldi. Artık rekor sayılabilecek sürelerde, yüksek standartlarda, deprem karşı güvenliği olan konutlar, hastaneler, okullar, yurtlar, idari binalar üretiyoruz. Türkiye’de bu sistemin yaygınlaşması, yapı kalitesi, standardı ve konforunun yükselmesi için durmadan çalışıyoruz. Bu çerçevede üniversitelerimiz ile işbirlikleri yürütüyoruz, birlikte projeler yapıyoruz, öğrencilere eğitimler veriyoruz. Hafif çelik yapı sistemini kullanarak yeni ürünler geliştiriyoruz.”

“Depreme dayanıklı sistemle üretilen çelik yapıların sayısı artmalı”

Türkiye'deki yapılarda çelik kullanım oranlarının çok düşük seviyede bulunduğuna işaret eden Bülent Aydın, oysa Avrupa ve İskandinav ülkeleri ile Amerika, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde çelik kullanımının oldukça yaygın olduğunu kaydetti. Neredeyse tamamı deprem kuşağında yer alan Türkiye için bina kalitesinin en önemli ayağını depreme dayanıklılığın oluşturduğunu vurgulayan Aydın “Hemen tüm gelişmiş ülkelerde ve özellikle Japonya gibi deprem kuşağında olanlarda çelik konstrüksiyondan oluşan taşıyıcı sisteme sahip binaların toplam bina stoku için önemli bir paya sahip olduğunu biliyoruz. Hatta Japonya’da tüm binaların bu sistemle inşa edildiğini söyleyebiliriz. Bunun için dünyanın en önemli çelik üreticilerinden biri olan ülkemizde de, kullanılan hammadde ve yarı mamullerin neredeyse tamamı yerli olan çelik yapıların daha sıklıkla kullanılması gerektiğini yıllardır sık sık dile getiriyoruz. Kullanılan hammadde ve yarı mamullerin tamamının sanayi ürünü olduğu hafif çelik yapı sisteminin Türkiye’de endüstrileşmesi için gayret gösteriyoruz” dedi.

Çelik yapı sisteminin ahşap sistemden 21, betonarme sistemden ise 10 kat daha esnek olduğunu vurgulayan Bülent Aydın, “Her türlü zemine uygun olduğu gibi zemini deprem güvenliği açısından risk taşıyan bölgeler için vazgeçilmezdir. Hafiftir, özgül ağırlığı taşıdığı yüke oranla küçüktür. Yüzde 100 geri dönüşümlüdür. Tüm bu özellikler çeliğin sağlamlığını tartışılmaz kılar. Dolayısıyla çelik yapı sistemi kullanılarak üretilen yaşam alanlarının önemi göz ardı edilemez. Bu nedenle çelik yapıya daha fazla önem verilmeli, hatta teşvik edilmelidir” görüşünü kaydetti.